Gezi Parkı Olaylarıyla İlgili Kişisel Görüşüm

- 6 Haziran 2013

Öncelikle bu yazımın hiç kimseye karşı bir cevap niteliği taşımadığını, bu yazımda yalnızca kendi düşüncelerime yer vereceğimi, asla herhangi bir kesime seslenmediğimi aksine tüm Türkiye’yle ilgili görüşlerimi ifade ettiğimi ve yalnızca vicdanımı rahatsız eden ve siyasetle ilgili olmayan konulardan bahsetme amacında olduğumu belirtmek istiyorum.

Vicdanım Rahatsız

Başlangıçta Taksim Gezi Parkı’na yapılması düşünülen Topçu Kışlası ve AVM’ye karşı başlatılan bir takım zararsız eylemlerin daha sonrasında çevreye zarar verebilecek nitelikteki örgütlerin dâhil olmasıyla medyada bir terör eylemi gibi gösterilmesi birçok açıdan beni rahatsız etti. İlk rahatsızlık duyduğum konu medyanın olayları halka duyurma amacından şaşmış olmasıydı. Ancak beni bundan çok daha rahatsız eden olaylar da oldu Taksim’de. En kötüsü de şiddetin meşrulaşmasıydı. Hem eylemcilerin arasındaki bazı gruplarca uygulanan sebepsiz çevreye karşı şiddet hem de emniyet güçlerinin halkı ve eylemcileri dağıtmak için başvurmuş olduğu ağır şiddet içimi acıttı.

Tüm bu olaylar olurken evinde oturduğu yerden nedenini bile düşünmeden eylemcilere karşı kin ve nefret dolu sözler sarf eden insanlara da kızgınım. Çünkü Taksim’de gösteri yapan insanlar birçok farklı kesimden ve bazı siyasi örgütlerden insanlardı ama neticede hepsi halktı. Bu insanlar canları sıkıldığı için sokaklara çıkmıyor ve eylem yapmalarının bir sebebi olmalı. Bu sebebi anlamak yerine bu insanları aşağılamak ya da baskılamak yalnızca zarar vermekten başka bir işe yarayamazdı ki yaramadı da.

Hiç Kimseyi Desteklemiyorum

Sokaklara dökülen insanların nedenlerini anlamaya çalışıyorum. Bazı konularda baskılanıyorlar özgürlükleri kısıtlanıyor. Bu nedenle isyan ediyorlar. Bu şekilde düşündüğümüzde gayet mantıklı ve haklı geliyor. Ancak durum maalesef bu kadar basit değil. Yukarıda da ifade ettiğim gibi birçok farklı kesimden oluşan eylemciler Türkiye’nin her yerinde gösteriler düzenledi ve var olduklarını hatırlattı ancak bu insanlarla zıt görüşe sahip olanlar bu insanları anlamak yerine medyada gördüklerine inanarak bu insanlara karşı daha sert bir tutum sergilemeye başladı.

Eylemler amacına bir yönden yaklaşmış oldu ama diğer yönden daha net bir kutuplaşma yaşandı. Şuanda birbirlerine zarar vermek isteyen ve karşıt görüşteki insanlarla iletişimde bile olmayı istemeyen bir halkımız var. Bu halkı biz oluşturuyoruz ve bizi daha iyiye götürmesi, daha fazla özgürlük sağlaması ve daha iyi yönetmesi için oy verdiğimiz siyasiler adına kendimize zarar veriyoruz.

Tarafsızım ve Tarafsız Kalmaya Devam Edeceğim

Olayların benim açımdan genel özeti budur. Daha söylenecek o kadar çok şey, anlatılması gereken o kadar çok şey var ki sayfalara sığamayacak kadar çok. Bu nedenle sırf karşıt görüşlerdeki insanlara zarar vermemek için tarafsız olma çabamı bile yanlış algılayan beni kendilerine düşman gören kardeşlerime ve dostlarıma bu kısacık özetle kendimi ifade etmem gerektiğine inanıyorum.

Umarım eylemlerde gerçekten hak talebinde bulunan insanlar bu taleplerine ulaşabilir, gerçekten topluma zarar vermek isteyenler bu isteklerinin cezasını bulur, siyasi yönetimlere güvenen çoğunluktaki halk azınlığı marjinal görmekten vazgeçerek onların da halkın bir parçası olduğunu anlar ve elindeki gücü sonuna kadar kendi ideolojisi adına harcayan baskıcı kesimler bu amaçlarından vazgeçer…


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir